Kayıtlar

Şubat, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hatırlanacak bir anı...

  Geçen sene bakanlık görevlendirmesi nedeniyle üç aylığına Arnavutluk'ta yaşamıştım. Üç ayımın sonlarına doğru, hayatım boyunca unutmayacağım bir anım oldu. Yürümeyi sevdiğim için işten otele ya da otelden çarşıya gideceğim zaman genel olarak yürümeyi tercih ediyordum. Böylelikle yaşadığım kenti köşe bucak tanımış ve gezmiş oldum. Yolun üstünde bulunan gizli saklı kalmış küçük, şirin kafelerde dinlenmek en büyük keyfimdi. Oldum olası, küçük, şirin kafelerde bir kahve molası vermeye bayılmışımdır. Görevimin bitmesine bir hafta kadar kala yeni bir yol keşfetmiştim. Nehir kenarında 2-3 katlı evler vardı. 2 katlı, içinde her tarafta güller, çiçekler, ağaçlar kaplı yemyeşil, muhteşem bahçeli bir evin önünden geçerken alt katın masalı sandalyeli olduğunu fark ettim. Kapısı kapalı ve içindeki masa sandalyeler pek düzenli değildi. Şu an faaliyette olmadığı belliydi, tabi ama yine de bir şansımı denemek istedim. İçeri girmek için bahçeye doğru yöneldim. Bahçe kapısı kilitliydi. İçimde o ba...

Karanlıkla yüzleşmek: Giriş

 Ağlayan bir gecenin gözyaşı değer sabaha. Herkes suskun, konuşmuyor gece. Sıcak bir çay eşlik eder zavallı bir zihne. Anlamıyor kimse ne olduğunu. Yanıyor geceler. Kendime mi geliyorum, sana mı, ey Tanrım? Nedir planın benimle? Neden terk etti uyku bedenimi? Oysa en güzel bahçem düşlerimdi. Şimdilerde ise: İnim inim inliyor bedenim. Sızım sızım kapanıyor gözlerim. Ama hayır, olmuyor. Çözemiyorum bilmeceyi. Aklıma birkaç şey geliyor: Yeni bir bilmece mi? Hayır, olamaz! Çözmeye ne sabrım var, ne takatim. Benim yerime gece konuşuyor: ‘’Işığı kapat, biraz da karanlıkta kal, Karanlığı aydınlat, ışığa çıkart.’’