Kayıtlar

Hatırlanacak bir anı...

  Geçen sene bakanlık görevlendirmesi nedeniyle üç aylığına Arnavutluk'ta yaşamıştım. Üç ayımın sonlarına doğru, hayatım boyunca unutmayacağım bir anım oldu. Yürümeyi sevdiğim için işten otele ya da otelden çarşıya gideceğim zaman genel olarak yürümeyi tercih ediyordum. Böylelikle yaşadığım kenti köşe bucak tanımış ve gezmiş oldum. Yolun üstünde bulunan gizli saklı kalmış küçük, şirin kafelerde dinlenmek en büyük keyfimdi. Oldum olası, küçük, şirin kafelerde bir kahve molası vermeye bayılmışımdır. Görevimin bitmesine bir hafta kadar kala yeni bir yol keşfetmiştim. Nehir kenarında 2-3 katlı evler vardı. 2 katlı, içinde her tarafta güller, çiçekler, ağaçlar kaplı yemyeşil, muhteşem bahçeli bir evin önünden geçerken alt katın masalı sandalyeli olduğunu fark ettim. Kapısı kapalı ve içindeki masa sandalyeler pek düzenli değildi. Şu an faaliyette olmadığı belliydi, tabi ama yine de bir şansımı denemek istedim. İçeri girmek için bahçeye doğru yöneldim. Bahçe kapısı kilitliydi. İçimde o ba...

Karanlıkla yüzleşmek: Giriş

 Ağlayan bir gecenin gözyaşı değer sabaha. Herkes suskun, konuşmuyor gece. Sıcak bir çay eşlik eder zavallı bir zihne. Anlamıyor kimse ne olduğunu. Yanıyor geceler. Kendime mi geliyorum, sana mı, ey Tanrım? Nedir planın benimle? Neden terk etti uyku bedenimi? Oysa en güzel bahçem düşlerimdi. Şimdilerde ise: İnim inim inliyor bedenim. Sızım sızım kapanıyor gözlerim. Ama hayır, olmuyor. Çözemiyorum bilmeceyi. Aklıma birkaç şey geliyor: Yeni bir bilmece mi? Hayır, olamaz! Çözmeye ne sabrım var, ne takatim. Benim yerime gece konuşuyor: ‘’Işığı kapat, biraz da karanlıkta kal, Karanlığı aydınlat, ışığa çıkart.’’

Kimlik Oluşumu-Bölüm 4: Yaş kemale erince...

  ‘’Bir şeyler ters gidiyordur, ruh isyan ediyor, vücut tepki veriyordur. Başlangıçta ne olduğunu anlayamazsın. Ama bir işaret gelir ve seni kaçınılmaz bir yola sokar. Böylelikle kendini yeniden doğurma serüvenin başlar. Kendine giydirilen kabuğu kırmak, dışarıya çıkmak için kendi olmaya karar verirsin.’’ İnsanlar, bir şeylerin ters gittiğini genellikle 35 yaş civarı anlamaya başlarlar. Artık kendi iç sesini daha çok dinlemekte, dışarıdan gelen sesleri ise daha çok kısmaktadır. İçindeki coşkun neşesini diriltmeye çalışıyor, kendi olmak için uğraşıyordur. El alem ne der lakırdısı anlamını yitirmeye başlıyordur. Ama o da ne, yaş olmuş 40! Artık bundan sonra yapacağı her şey için "cık cık cık, bu yaşta çocuk gibi, bu yaşta genç gibi!" sözleri yükselmeye başlar. Tam, "Artık çevre baskısı bitti, kendimi tanımaya başladım ve isteklerim, arzularım, yeteneklerim doğrultusunda yaşayacağım," dediğin an, yaş faktörü karşına çıkar. Atacağın her adımda, "Bu yaştan sonra.....

Kimlik Oluşumu-Bölüm 3: Kendin olmaktan korkma!

  Yetişkin olduktan sonra, üzerimizdeki baskılar gerçekten sona eriyor mu? Tabii ki hayır! İnsanoğlu yaşamı boyunca çevresiyle etkileşimde bulunur ve bu etkileşim, bireyin kişiliğini ve tercihlerini şekillendirir. "İnsan, sıvıdan daha çok uyar bulunduğu kaba." Kimdir bizi bu denli kendimiz olmaktan alıkoyan çevre? Ebeveynlerimiz, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, komşularımız… Liste uzar gider böyle. Bunların dışında yaşadığımız coğrafya, din, dil vs. bunlar da diğer etkenlerdir. Üstelik sadece kişiliğimizi değil, duygularımızı, beğenilerimizi, her şeyi şekillendirirler. İzlediğimiz filmler, dinlediğimiz müzikler, okuduğumuz kitaplar bile hayatımızdaki belirleyici unsurlar olur. Ne tarz giyineceğimizi, hangi mesleği seçeceğimizi, neyi sevip neyi sevmeyeceğimizi, aşık olacağımız kişiyi… Hayatımız için en önemli bütün yaşayacaklarımızı bizim yerimize seçer toplum. Artık iki kişi değil, milyonlarca ebeveynimiz vardır. Bazı Türk filmlerinde, şehirli, tahsilli ve zengin bir ada...

Kimlik Oluşumu-Bölüm 2: Aradığın sen olabilir misin?

  Çocukluk bitip de yetişkinliğin sorumlulukları ve mecburi disipliniyle karşı karşıya kalınca, toplumun bizden beklediği kişi olmuşuzdur. Başkaları tarafından bize empoze edilen illüzyon, zihnimizde yer edinmiş ve özgün benliğimize veda etmişizdir. Kendimizi dünyaya gösterdiğimiz avatardan ibaret sanıyoruzdur. Çocukluğumuzdan, yani asıl biz olan özgün benliğimizden iyice uzaklaşmış, tam da o olmamız istenen kişi olmuşuzdur. Bir kişi hariç! İçimizdeki özgün benlik! Ona ihanet edip yok saymış, bambaşka bir kişiliğe dönüşmüşüzdür. O günlerden geriye ise sadece içimizde varlığını bile hatırlayamadığımız ağlayan içsel çocuğumuz kalmıştır. Artık içimizden geldiği gibi davranmıyor, kendimizi bize öğretilen şekilde kısıtlıyoruzdur. Yani artık bir yetişkinizdir! Yetişkin olmayı öğrendiğimiz, yetişkinler gibi davranma sırası bize gelmiştir. Artık biz de şekil değiştiren olmuşuzdur (Şekil değiştiren: Amerikan filmlerinde başkalarının şekline bürünebilen olağanüstü yaratık. Burada, ironi ya...

Kimlik Oluşumu-Bölüm 1: Hoşça kal özgün benliğim, hoş geldin avatarım…

İnsan yavrusu, doğada tek başına hayatta kalamayacağını içgüdüsel olarak bilir ve bu durum, onu ebeveynlerine muhtaç ve bağlı kılar. Var olabilmemiz, güvende kalabilmemiz için onlara ihtiyacımız olduğunu biliriz. Bu ihtiyacımızı sağlama almak için uyum sağlamamız gerekmektedir. Dünyaya gözümüzü açtığımız andan itibaren adeta bir kamera gibi etrafımızda olup biteni kaydetmeye başlarız. Ebeveynlerimizin bakışlarını takip ederek neye nasıl tepki verdiklerini, ne yapınca hoşlarına gittiğini, ne yapınca buz gibi bakışlar gördüğümüzü izleriz. Bunları takip eder ve o kalıplara gireriz. Böylelikle doğuştan getirdiğimiz mizaç, yetenekler ve kimlik, daha ilk yıllarda unutulup aile tarafından şekillenmeye başlar. 0-7 yaş arası aldığımız tüm bilgilerin ve yaşadığımız tüm olayların kişiliğimizi oluşturduğu söylenir. Oysa bu dönemde kişiliğimizi değil, ‘’biz’’ sandığımız dünyanın gördüğü yüzümüzü yani avatarımızı oluştururuz. (Kimliğimizi şekillendirmeye başladığımız o an, doğuştan sahip olduğumu...

Dünya'ya İlk Merhaba

  Yazmak, insanın kendini tanıması ve keşfetmesidir. Yazmanın iyileştirici gücüyle birlikte benim de içsel yolculuğum başlamış oldu. Bu yolculuk, kendimi tanımanın ötesine geçip, kim olduğum sorusunu daha derinlemesine sormaya itti beni. İçsel dünyamda kaybolan benliğimi bulmaya çalışırken, aynı zamanda kendimi anlamaya başladım. Böylelikle en derindeki "Ben"i bulma ve ortaya çıkarmak şiarım oldu. ... Çok tuhaftır ki insan, en çok kendine yabancıdır ve en çok kendinden uzaktır. Kimliğimizin oluşmaya başlamasıyla, kendimizi sevdirme ve kabul ettirme içgüdülerimiz de başlar. Olduğumuz gibi sevilmeyeceğimiz korkusuyla, çevremizin bizden beklediği şekilde davranma eğilimine gireriz. Ve yavaş yavaş asıl benliğimizden uzaklaşmaya başlarız. Böylelikle doğuştan gelen saf benliğimizin üzerine, bize ait olmayan kat kat giysiler giydirilmeye başlanır. Oysa her bir katman, bize sevdiklerimizin, olmamızı istedikleri kişi için giydirdiği bir katmandır. Büyüdükçe, üzerimize giydirilen k...